23 Nisan 2008

'Gıda fiyatını biyoyakıt üretimi artırıyor' iddiası, tamamen petrolcülerin lobisi

Eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, tarım ürünlerindeki fiyat artışlarına biyoyakıt üretiminin neden olduğu yönündeki iddiaların, petrol şirketlerinin lobi faaliyeti olduğunu söylüyor.

Geçen yazımda, son dönemde tarım ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarında, biyoyakıt üretiminin ciddi etkisi olduğuna değinmiş özellikle de hayvan yeminde kullanılan mısır, soya fasulyesinin giderek artan biçimde biyoyakıt üretiminde kullanıldığını, bunun da et, yumurta ve süt fiyatlarında artışa yol açtığını belirtmiştim. Yine aynı yazımda Uluslararası Tahıl Konseyi verilerine göre 2007-2008 yılları arasında etanol üretiminde kullanılan tahıl miktarının yüzde 50 artarak, 35 milyon tona çıkacağını, böylece de gıda olarak tüketilen tahıl miktarında 20 milyon tonluk bir açık olacağını vurgulamıştım.
Yazım üzerine eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, telefonla arayarak görüşlerime katılmadığını söyledi. Yücaoğlu'na göre tarım ürünlerindeki fiyat artışının ana nedeni biyoyakıt değil, petrol ürünleri. Ve artışın sebebi olarak biyoyakıtın gösterilmesi de tamamen petrol şirketlerinin kurguladıkları bir oyun.
Erkut Yücaoğlu, tarımın en büyük girdisinin mazot ve gübre olduğunu, petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak her iki girdinin de fiyatlarının arttığını savunarak "Petrol fiyatının artmasının ise biyoyakıtla hiçbir ilgisi yok. Bilakis, petrol fiyatları artıyor diye biyoyakıt üretiliyor. Petrolcüler fiyatlarını artırıyor, sonra da dönüp 'Biyoyakıt kötüdür' diyorlar" diye konuşuyor.

Türkiye'de kullanım binde üç
Dünya bazında tarım alanlarının ancak yüzde 3-5'inde biyoyakıt üretildiğini, bunun da biyodizel üretimi için olduğunu söyleyen Yücaoğlu, "Bunun bir etkisi olabilir ancak beşinci seviyede bir etkidir" diyor.
Erkut Yücaoğlu, biyoyakıt konusunun Türkiye için çok yeni olduğuna da dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: "Akaryakıt içine katılan miktar olarak şu anda kullanım yüzde yarımın altında. Türkiye'de 3.5 milyon metreküp benzin, 15 milyon metreküp de mazot tüketiliyor. Bunların içine ne kadar giriyor derseniz, 15 milyon metreküpün içinde 20 bin metreküp ya var ya yok. Yani, yüzde yarımın bile altında; binde iki-üç civarında bir karışımdan bahsediyoruz. Bunun da Türkiye'deki gıda fiyatlarının artması ile hiçbir ilgisi olamaz."
Konuşmamız sırasında Yücaoğlu'na, Türkiye dahil dünyada tarım ile ilgili hazırlanan tüm raporlarda, gıda fiyatlarındaki artışta biyoyakıt üretiminin etken olduğuna özellikle dikkat çekildiğini hatırlatıyorum. Çünkü raporlarda, aynı zamanda ekilebilir alanların tarım ürünü yerine biyoyakıt üretimine kaydığı da belirtiliyor.

Petrol şirketlerinin pazarından çaldı
Erkut Yücaoğlu, "Tamamen petrol şirketlerinin lobisi" diyerek başlıyor anlatmaya ve şöyle devam ediyor: "Petrol pahalılaşıp, biyoyakıt üretilince, petrol şirketlerinde de pazar kaybı başladı. Tabii bunu kendileri çıkıp söylemiyorlar. Bazı kurumlara söylettiriyorlar. Biyoyakıtın, tarım ürünleri fiyatını artırdığını, ekilen alanlarda biyoyakıta yönelik üretim olduğunu söylüyorlar."
Erkut Yücaoğlu, ortaya atılan bu iddiaların ABD için geçerli olabileceğini, çünkü orada yüzde 10 oranında biyoyakıt karıştırıldığını da belirtiyor. Avrupa Birliği'nin biyoyakıtta yüzde 5'i hedeflediğini ancak yüzde 10'a çıktığını, Brezilya'da ise bu oranın yüzde 15 olduğunu ifade eden Yücaoğlu, "Bu ülkelerin hepsinde aşırıya kaçtılar denebilir. Dolayısıyla da önlem alınabilir. Türkiye'de ise durum böyle değil. Kaldı ki, bizde biyoyakıt konusunda bir kapasite kuruldu, bugün ancak yüzde 5'i kullanılabiliyor. Herkes yerine oturdu, iş yapamıyor" diyor.

Aksine biyoyakıt üretimi teşvik edilmeli
Sohbetimiz sırasında Erkut Yücaoğlu, tam tersi bir tezi savunuyor ve Türkiye'de biyoyakıtın teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. "Türkiye'de ekilebilir fazla alan var. Biz biyoyakıtı Türkiye'deki hammaddelerle yaparsak, tarım sektörüne yeni bir gelir unsuru yaratırız" diyerek önerisini söylüyor Yücaoğlu ve şöyle devam ediyor:
"Tarım sektörüne bir gelir transferi yapıyoruz. Üstelik bu gerçekten akaryakıtı ikame edecekse bizim cari açığımızı düşürecek, kendi ülkemizdeki katma değeri artıracak. Türkiye'de üretim yapan biyoyakıt tesisleri eğer yerli hammadde kullanırsa yüzde 100 katma değer Türkiye'de kalıyor. Petrol ithalatını da azaltıyor."
Erkut Yücaoğlu, son olarak iki senedir siyasetçilere biyoyakıtın Türkiye'ye faydasını ve hangi limitte yapılması gerektiğini anlatmaya çalıştıklarının da altını çiziyor. Oranın ne olması gerektiğini soruyorum... Yücaoğlu, "Türkiye için maksimum yüzde 5 olmalı" diyor ve Türk Standartları Enstitüsü'nün (TSE) de teknik limitinin yüzde 5 olduğunu hatırlatıyor.
Kaynak : Referans Gazetesi 23.04.2008 Noyan Doğan